TR | EN

Yusuf

 


 Uzun zaman sonra bana tekrar gerçeği resmeden Yusuf..

İran’dan kaçmış Yusuf karısını da yanına katmış..

Şiir yazdı diye kaçmış.

Bozuk düzeni yermiş,

Yeşil ormanların ağağların içerisinde gönlüyle dikip yetiştirceği ağacı metafor seçerek..

Yazmış..yazmış..yazmış..

Bir bira içmenin cezası seksen kırbaçsa şiir yazmak kaç yüz kırbaç sen düşün.

Devlet el koymuş malı mülkü birikimi neyi varsa,

Anasına,kardeşine eziyet etmiş..

3 sene önce sığınmış buraya..

Aynı zamanda elektronik mühendisi Yusuf karısı ile birlikte az biraz benzeyen harflerden hecelerden cümleler,

Cümlelerden bir yuva kurmuş kendine güç bela..

Yasaklı şiirinden bir kıta deyiverdi bize,

ki melodisi,kafiyesi, tıpkı biz gibiydi ve biz de tıpkı sabaha karşı sessizliğindeymişiz gibi dinledik ağzından ne çıktıysa..

Şimdi ince Yusuf naif Yusuf karşımda diyor ki bana

Bu memleket çok kötü durumda yenge..

Benim bildiğimi bana anlatırken birden bire

beni can evimden,

yani gönlümden,istemediği yeniye mecbur kalışıyla vurdu Yusuf.

Daha da kahrettim içinde yaşadığım bozuk düzene.

Şimdi dedi sen bu şiiri merakla dinler beni anlamaya meylederken ben gittiğim yeni memlekette kimelere şiir okuyayım?

Kim anlasın ki beni?

Onlar ne der,ne ister yarım yamalak anlamaya çalışırken nasıl ayakta kalayım,

Deniz her yerde aynı deniz keyfi,her yerde aynı..Basit..

Ama yaşamak,hayatta kalmak zor dedi..

Rüyalar ülkesine gidiyor Yusuf yakında yine karısını da yanına katıp.

Mecburiyetten yeni bir hayat daha kuracak kendisine..

Kime göre?

Yeni hayat?

Özgürlük?

dedi..

Özgürlük,

Çok önemli yenge..